Gerilim Dolu Oyun – Playdead’s INSIDE

Gerilim dolu sıra dışı bir yapım olan Playdead’s INSIDE’ daha önce oynamadıysan, bu açığını hemen kapatmalısın.

Bir erkek çocuk olarak ürkütücü bir ormanda başladığın oyunda, kötü bir şeyler olacağını hemen hissediyorsun.

Ekranda hiçbir ipucu bulunmadığı için kontrolleri oyunu oynayarak öğreniyorsun. Kırmızı kazaklı çocuğu canlandırdığı bu oyunda basit ve sezgisel parmak hareketleriyle koşuyor, zıplıyor, nesnelerin yerini değiştiriyor ve bir yerlere tırmanıyorsun.

Soldan sağa doğru koştuğunda oyunun gizemli dünyası açığa çıkmaya başlıyor. Güvenli bölgeler arasında hızlı koşarken, arama kurtarma ekiplerinin göz kamaştıran fenerlerinden ve bir bekçi köpeği sürüsünden kaçıyor, kendini son derece savunmasız hissediyorsun.

Elbette bazı hatalar da yapıyorsun, çünkü oyun alanı neredeyse sakinleri kadar ölümcül. Neyse ki, öldüğünde başa dönüp bölümü tekrar oynama şansın var. INSİDE hatalarını affetmesi de asla adaletsiz bir yapım değil.

Kısa ve şiddetli aksiyon bölümlerinde hayatta kalmayı başardığında ve bulmacaları çözdüğünde oyunun gizemli dünyasının giderek daha da derinlerine iniyorsun. Küçük ve gizli alanlara rastladığın, depolar keşfettiğin, tuhaf makinelerin kollarını kaldırdığın bu karanlık oyunu oynamak gerçekten çok zevkli. Üstelik INSIDE bunlardan ibaret değil. Oyun olağanüstü sürprizlerle dolu. Sınırları zorlayan, başarıyla kurgulanmış son bölümler ise hayranlık uyandırıyor.

INSIDE’ daha önce bitirdiysen, tekrar oynadığına kesinlikle değecek. Oyunun dünyasına ilk kez adım atanları ise gerçek bir başyapıt bekliyor.

Playdead’s INSIDE

 

 

 

 

Katsushika Hokusai, Japon resim ve tahta baskı sanatı ukiyo-e’nin 19. yüzyılda ustalaşmış dünyaca ünlü ismi. Bir doğa aşığı olan sanatçı, eserlerinde özne olarak nehirlere ve dağlara yer verdi. Hokusai özellikle Fuji Dağı’nın İşsiz güzelliğine hayrandı. Sanatçının en efsanevi işi olan Kanagawa Açıklarında Büyük Dalga’yı yakından incelersen, arka planda Fuji Dağı’nı görebilirsin.

ukiyo-e kelimesi, Türkçede “süzülen dünyanın resimleri” anlamına geliyor. Eserlerinde statik hareketleri betimleyen Hokusai’nin usta bir sanatçı olarak anılmasına şaşırmamak gerek. Peki, bu eserlerdeki özneler gerçekten hareket etmeye başlasa ne olurdu? Bu sorunun cevabı Ukiyo Wave uygulamasında saklı.

Hokusainin dağlara ve denizlere odaklandığı işlerini temel alan oyunda, zorlu dalgalarla mücadele eden bir sörfçüyü canlandırıyorsun.

Karşına çıkan ilk zorluk Kanagawa Açıklarında Büyük Dalga. Gelen dalganın yönüne göre ekranı sola ya da sağa kaydırmalı sin. Giderek yükselen dalgaların zirvesine çıktığında işe yüksek puan alıyorsun. Oyunun nasıl oynandığını kavradığında, havaya zıplayabilir ve ekstra puan kazanmak için ekranın tepesindeki yelpazeyi alabilirsin.

Ekranın alt kısmına düşersen, oyun sona eriyor.

Kanagawa bölümünü başarıyla tamamladığında, sonraki bölümleri oynayabilmek ve Hokusai’nin işlerindeki diğer karakterlere erişebilmek için ödeme yapmalısın. Mesela Moonlight isimli bölümde bir balıkçıyla karşılaşıyorsun. Balıkçının bambu şapkasını kapmayı başarırsan, puanın epey yükseliyor.

Oyunda pek çok farklı karakteri açığa çıkarabilirsin. Seçeneklerin arasında kimono giyen bir kadın, yaprağın üzerinde oturan bir kurbağa ve havalı bir hachimaki (saç bandı) takan bir kedi var. UkiyoWave’e dair ilginç sanatsal detaylardan bir diğeri, oyun kurgusu değişmese de, her karakterin zıplayışı nin farklı olması.

UkiyoWave

Bir cevap yazın