Yarışı Sezonu Başlıyor – Motorsport Manager Mobile 3

Otomobil yarışı sezonu başlıyor ve sen bu kıran kırana rekabette yeni bir isimsin. Takımının renklerini, sponsorlarını, perde arkasında çalışacak ekip üyelerini ve sürücülerini belirledin. Bir aracın için daha iyi bir ön kanat, başka bir tanesi için ise daha güvenilir bir şanzıman satın aldın. Hatta yeni merkez üssünü tanıtmak için bir iletişimci bile tuttun.

Tüm bu hazırlıklardan sonra sıra yarış günü ne geldi. Yarışı tepeden takip ediyorsun. Ekranı kaydırarak bakışlarını istediğin yöne yöneltebilir veya görüntüyü büyüterek heyecanı yakından izleyebilirsin.

Her pist, detaylı maketlere benziyor ve arabalar birer nokta kadar küçük görünüyor. Yarış gününde senin rolün, otomobillerinde tekerlek değiştirmek için en doğru zamanı, sürücülerinin pistte ne kadar atılgan olacaklarını, araçların motorlarını ne kadar zorlayacağını ve hatta hangi iki sürücü ne öncelik vereceğini belirlemek.

Değişken hava durumları, yolu tıkayan kazalar, sürücülerin tutumları, otomobillerin ve tekerleklerin sağlamlığı gibi hazırlık yapamayacağın detayları da unutmayalım.

Yarış dolu hafta sonu bittiğinde her şey yeniden başlayacak. Motorsport Manager 3, dikkatlice hazırlık yapmayı, kaynakları (ve biraz da olsa insanları) dengelemeyi gerektiren bir oyun.

Her ekip üyesinin ayrı bir kişiliği var. Bir sürücüye öncelik verdiğinde ve bu yüzden arka planda kalan sürücü huysuzlaştığında, kararlarının ne kadar ciddi olduğunu fark edeceksin. Sponsorların, hayranların ve otomobil yarışı yorumcularının tweet’leri de oyuna renk katıyor.

Üstelik bunlar sadece başlangıç. Football Manager serisinde olduğu gibi, Motorsport Manager 3’de de söz konusu sporun hayranlarının vakit geçirmekten çok hoşlanacağı bambaşka bir dünya var. Yeni Formula 1 sezonunu beklerken yarış heyecanından uzak kalmamak için harika bir yöntem.

Motorsport Manager Mobile 3

 

 

 

 

Tereddüt edersen, oyunu kaybedersin! Nitrome’un imzasını taşıyan pikselli bulmaca oyunu Spike City’yi heyecan verici kılan, ekranın altından yükselerek seni takip eden kırmızı renkli deniz. Hareketli nostaljik müziklerin eşlik ettiği oyunda, kafasında sivri uçlu bir çubuk olan minik karakter yer çekimine karşı koyarak yukarıya doğru hızla ilerlemeye ve tuzaklarla dolu kuleye tırmanmaya çalışıyor.

Tek yönlü geçitler, taşıyıcı bantlar ve kilitli alanlarla karşılaştığın bu oyunda, zemin sivri uçlu lavlarla kapanmadan önce bir sonraki seviyeye nasıl geçeceğini çözmen gerek.

Spike City’de soluk alacak vaktin yok. Parmaklarını hızla kullanarak karakterini durmaksızın yukarı doğru hareket ettirmeye ve blokların arasından geçirmeye çalışıyorsun. Şanslıysan, tavana yapışıp kalabilir. Yerçekimi onu aşağı çekip öldürmeden önce ekranı hemen sola ya da sağa kaydırmalı ve karakterinin bir zeminin üzerinde durmasını sağlamalısın. Onu bir sonraki asansóre ulaştıracak bir düğmeyle mi karşılaştın? Düğme aktif hale gelene dek karakterinin aynı noktada kalması gerek. Umarız yukarıya, yalpalayarak yürüyen kötü adamlar gizlenmemiştir.

Zamanın varsa, ilerlerken sanal madeni paralar toplayabilir ve görünümünü değiştirecek pek çok yükseltme satın alabilirsin. Oyunda yükseltebileceğin dört tane faydalı güçlendirici de bulunuyor. Mıknatıs, sen yukarı doğru hızlı giderken paraları kendine çekiyor; ganimeti iki katına çıkaran araç daha fazla gelir elde etmeni sağlıyor, zırh seni hasardan koruyor, roket ise daha yükseğe fırlamana yardımcı oluyor. Bu güçlendiriciler, satın alındıktan sonra ihtiyaç duyduğun takdirde karşına çıkıyor.

Spike City’de hızlı parmakların yerini hiçbir şey tutamaz. Oyunda kaydettiğin ilerleme, metre üzerinden ölçülüyor. Amacın ise hep daha iyi bir skor elde etmek. Ekranı kaydırmanı sağlayan basit controller nedeniyle Spike City’nin kolay bir platform oyunu olduğunu düşünebilirsin, ama karşında mükemmel ve acımasız bir yapım var.

Spike City

Bir cevap yazın